Olay saat 02.30 sıralarında meydana geldi. Sarıyer’den Maslak’taki Fortis Bank şubesine gitmek üzere yola çıkan Ogün Pek idaresindeki 34 DE 3917 plakalı zırhlı para transfer aracı Hacıosman Bayırı’nda 34 HK 250 plakalı otomobil tarafından takip edilmeye başlandı. İçinde 4 kişinin bulunduğu otomobil, seyir halindeyken banka aracını sıkıştırmaya çalıştı. Sürücü direksiyon hakimiyetini kaybedince banka aracı kaldırıma çarparak durdu. Bunun üzerine şüpheli şahıslar otomobilden inerek banka aracındaki görevlileri aşağı indirmek istedi. Banka görevlilerinin durumu polise bildirmesi üzerine çok sayıda ekip olay yerine sevk edildi. Banka aracı ile şüpheli otomobil arasındaki kovalamaca sürerken polis ekipleri de duruma müdahale etti. Polisi fark eden şahıslar kaçmaya çalıştı ancak kovalamaca sonucu Atatürk Oto Sanayii yakınlarında yakalandı. Gözaltına alınan şüpheli Murat Y., Rıza K., Şakir A. ve Ahmet B. Ayazağa Polis Merkezi’ne götürüldü.
Bankanın koruma memuru Nurullah Bayrakoğlu; “Takip edildiğimizi çok erken anlamıştık. Ancak emin olmak için bir süre bekledik. Maslak girişinde şahıslar araca saldırmaya kalkınca polisi aradık. Çok korktuk” dedi.
Banka aracının şoförü Ogün Pek ise, “Maslak girişinde minibüsü üstümüze kırdılar. Kaldırıma çıktık. Az kalsın aracımız devriliyordu. Araç zırhlı. Zaten kapıları açamayınca daha çok sinirlendiler. Allah’tan polis erken geldi” diye konuştu.
Gözaltına alınan şahısların polisteki ilk ifadelerinde, soygun amaçlarının olmadığını, banka aracının trafikte kendilerine yol vermediği için sinirlendiklerini ve bu yüzden araca saldırdıklarını söyledikleri öğrenildi.
(CİHAN)
Manchester United maçlarını izliyor musunuz? Evlerinde oynadıkları maçlarda tribünlerde Yeşil-Sarı atkılar ve pankartlar çığ gibi çoğalmakta… Oysa United’ın renkleri kırmızı-beyaz-siyah… Yeşil-Sarı ise 1878’de kurulmuş Newton Heath takımının renkleri… Kulüp 1902’de mali zorluklar içine girince el değiştiriyor ve Manchester United adını alarak devam ediyor hayatına… İngiltere Ligi’ni yakından izleyenler, farklı renkli deplasman formaları çıkalı beri United’ın zaman zaman Yeşil-Sarı giydiğini hatırlar.
Şimdi bu renkler, Manchester United’ın sahibi Amerikalı Glazer ailesini protesto hareketinin simgesi haline geldi. Yani köklerine dönüyor taraftar… İki hafta önce Burnley maçında ortaya çıktı bu atkılar… O maçta açılan ‘Hate Glazer, Love United-United’ı Seviyorum, Glazer’dan Nefret Ediyorum’ pankartı alel acele toplatılmıştı. Ne ki, son Portsmouth maçında ‘Glazer Arkanı Kolla’dan başlayan, “Glazer Dışarı”ya uzanan yüzlerce pankarta engel olunamadı. Bu maçta Yeşil-Sarı atkılar yok sattı ayrıca. ‘Malcolm Glazer Yeeteer’in İngilizcesi ‘We Want Glazer Out, We want Glazer Out’ tezahüratıyla inledi Old Trafford’ her golden sonra.
Nereden çıktı bu protesto?
Yanlış okumadınız, Manchester United’ta oluyor bunlar. İki yıl önce Şampiyonlar Ligi’ni kazanmış, geçen yıl final oynamış Manchester United’ta! Ay sonunda Lig Kupası finali için Wembley’e çıkacaklar. Üst üste dördüncü şampiyonluğa gidiyorlar. Ligi kazanırlarsa toplamda Liverpool’un rekorunu kıracaklar.
Sportif başarı fesadına uğradı da ondan mı ‘Glazer Dışarı’ kampanyası yapıyor taraftarlar? Yo hayır. Kimilerinin ‘Düşler Tiyatrosu’, Roy Keane’in ise ‘Sıkıntılar Tiyatrosu’ dediği, benim de ne yalan söyleyeyim, pek sakin bulduğum Old Trafford tribünleri bu protesto ile birlikte birden canlanıverdi. Bir dakika durmuyorlar. Bir yandan takımlarını destekliyorlar öte yandan da yönetime ‘Yeter’ demekten geri kalmıyorlar.
Bizde olduğu gibi, taraftarlık ruhundan nasibini almamışlar ekranlarda, “Olur mu canım, taraftar kayıtsız şartsız takımı desteklemeli. Örneğin taraftar yönetime ‘yeter’ dediği için Beşiktaş şampiyonluğu kaçırabilir” diye buyurmuyor… Tersine herkes bu protestoyu anlamaya çalışıyor. Taraftarın en temel hakkı olarak görüyor… Deneyimli futbolcu Neville, “Tribünleri canlı görmek bizi olumlu etkiliyor” diyor. Taraftar Derneği’nin, Glazer’ı protesto etmek amacıyla sembolik istifaya çağırdığı, Sosyalist eğilimleriyle bilinen Alex Ferguson da Maç Günü Dergisi’ndeki yazısında taraftardan sempatiyle söz ediyor.
Pekiyi taraftarın zoru ne?
Efendim, Glazer ailesi 2005 Mayıs’ında Manchester United’ın çoğunluk hisselerini aldı. Sonra da öteki hisseleri toplayıp kulübü borsadan çekti, aile şirketine dönüştürdü. Harcadığı 1 milyon sterlin’i de bankalardan sağladı. Şimdi ise ekonomik krizinin ardından paraya sıkışmış gözüküyor. Kulübün geçen yılki borcu 700 milyon sterlin dolayında gözüküyor. Bu açığı kapatmak için 500 milyon sterlin’lik tahvil çıkartıyorlar. Borç kapamak için kulüpten 20 milyon Sterlin çekmeleri bardağı taşıran son damla oldu.
Taraftar dernekleri ta baştan yıldızlarının barışmadığı Glazer’ları paradan başka bir şey görmemekle ve hesapsızca kulübün içini boşaltmakla suçluyor. Şirket Glazer’ların olabilir ama kulüp taraftarın. United’tan başka gidecek yeri olmayan taraftar demokratik hakkını kullanarak kulüp yönetimine karşı çıkıyor. Kısa adı ‘mutlaka’ anlamına gelen ‘Manchester United Fan Trust’ın (MUST), kulüp taraftarı bir finans uzmanı önderliğinde kulübe aklı başında alıcı bulma girişimi de var.
En büyük küfür
Hemen “Tam da Beşiktaş’taki gibi” demeyin. İş biraz farklı… Burada kulüp bir şirket ve sahibi de Glazer ailesi… Borç onların, sorumluluk onların. Sıkı denetim altındalar.
Beşiktaş’ta ise hiç ihtiyaç olmadığı halde kulüp 2004’ten bu yana aşırı ölçüde borçlandırılmış. Gelecekteki gelirleri çarçur edilmiş. Bütün bunlarla yönetimin yanlış uygulamaları finanse edilmiş.
Harcayan Başkan, borç kulübün.
Yönetimin yetkisi sonsuz, sorumluluğu ‘Sıfır’. İlgili yetkili kurumlar da görevlerini yerine getirip hesap sormuyor. Sonra Başkan’ın babası, “Başkan alacağını niye hibe etsin, Türkiye’de kimse kimseye günahını vermiyor” diyebiliyor.
Burada babalar, orada oğullar… Glazer’ın oğlu da bir internet sitesinde, yeşil-sarı kaşkol takanlara “Ahmaklar” demişti. Ne var ki Manchester United’da taraftarın protestosu zaman zaman belden aşağı inse de kimse çıkıp, “Küfüre izin veremem, tribünleri temizleyeceğim” diye polisliğe soyunmuyor. “Dışarı” lafını küfürden saymıyor.
Biz de ise herhalde Türkçe epey değişti. Baksanıza Beşiktaş Başkanı’na göre en büyük küfür “Yeter” sözcüğü… Zaten kendisinin küfürle bir garip ilişkisi var. Beşiktaş Başkanı olarak alenen küfür ettiği görüntülerle sabit. Üstelik kendisine en ağır hakaretleri yapanları yönetim kurulu üyelikleriyle ve yüksek maaşlı profesyonel yöneticilikle ödüllendirdi.
RADİKAL
İsveç Parlamentosu Dış İlişkiler Komisyonunda 2 Martta görüşülen ve komisyon üyelerinin reddedilmesi yönünde oy kullandıkları öneri, görüşülmek üzere yarın meclis genel kuruluna getirilecek.
Muhalefetteki sol partiler; Sosyal Demokrat Parti, Sol Parti ve Çevre Partisinin desteklediği öneriyle ilgili olarak AA’ya açıklama yapan Türkiye’nin Stockholm Büyükelçisi Zergün Korutürk, ”Bu öneri, İsveç Parlamentosunda bulunan ve çeşitli partilere mensup milletvekilleri tarafından 2008 yılında hazırlandı. Meclis iç tüzüklerine göre, yeni seçimden önce meclise sunulan bütün tasarı ve öneriler meclis genel kuruluna getiriliyor ve görüşülüyor. Bu tasarı da 2008 yılından bu yana bekleyen bir öneri” dedi.
Hükümet ortağı sağ blok partilerinin öneriye karşı çıktığını hatırlatan Büyükelçi Zergün Korutürk, ”Sol Partiler öneriye sahip çıkıyor ve destekliyorlar” diye konuştu.
Önerinin kabul edilmesi halinde iki ülke ilişkilerinin zarar göreceğini kaydeden Korutürk, önerinin Meclis genel kurulundan geçeceğini sanmadıklarını, ancak risk bulunduğunu söyledi.
Öneriye karşı çıkan hükümet ortağı sağ partilerin öneriye ret oyu verilmesi için aralarında protokol imzaladıkları bildirildi.
Bu arada, oylamada ret oyu verecek hükümet ortağı partilerin meclisteki sandalye sayısı 178, öneriyi savunan ve kabul edilmesi için oy kullanacak olan 3 sol partinin sandalye sayısı ise 171. Önerinin kabul edilebilmesi için 175 oyun yeterli olduğu kaydedildi.
Ayrıca, öneriye destek veren grupların dernekleri, üyelerini, önerinin görüşüleceği İsveç meclisine davet ederken, Türk dernekleri de üyelerinden, tasarının reddedilmesi için milletvekillerine e-posta göndermelerini istedi.
AA
